Ortak Koca

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ortak Koca

Hikayemin başladığında evliydim ve evliliğim iyi gitmiyordu. Kavgalar, tartışmalar, uzun süren küsmeler… Hatta kocamla yataklarımızı bile ayırmıştık. Birbirimize nefretle bakıyor, fakat ailelerimizin yapısı, çevre baskısı nedeniyle boşanmaya cesaret edemiyorduk bir türlü…

Bir gün evde boş boş oturuyordum, sıkıntıdan patlamak üzereydim. Öylesine televizyonda kanalları gezerken bir müzik kanalında kaldım ve o güne kadar hiç ilgimi çekmeyen kanala ismini yazan ve numaralarını bırakan kişileri okumaya başladım. Onlarca insan biraz kendinden bahsedip numaralarını yazmışlar.

O anda can sıkıntımın çözümünü bulmuştum. Şehir dışından birini arayıp, biraz makara yapacak, eğlenerek vakit geçirecektim. Öyle de yaptım, ekranın altında geçen telefon numaralarından rastgele birine çağrı attım. Aradan iki dakika geçmeden beni aradı.

Ve hikayem burada başladı.

Bir anda o aradığım numarayı telefonumda görünce, nedenini bilmediğim bir heyecan kapladı içimi. Açıp açmamakta
kararsız kaldım, sonunda merakım ağır bastı ve açtım,

“Efendim?” dedim. Karşımdaki içimi titreten tok, bariton bir erkek sesi,

“Kiminle görüşüyorum?” deyince, ne söyleyeceğimi bilemedim ve

“Yanlış oldu, kusura bakmayın!” deyip kapattım.

Ama içim içimi yiyordu. Karşımdaki ses o kadar hoşuma gitmişti, o kadar sempatikti ki, dayanamadım beş dakika sonra tekrar çağrı attım. Tekrar beni aradığında açtım ve az önceki davranışım için özür diledim ve konuşmaya başladık.

İsminin Mehmet olduğunu söyledi. 27 yaşında, 1.79 boyunda, 65 kiloda, sempatik, güler yüzlü olduğunu belirtti. Güvenlik görevlisiymiş. Nasıl bir ilişki beklediğimi sordu. Ben de,

“Sadece canım sıkıldığı için çağrı attım, başka bir amacım yok!” dedim.

İlerleyen dakikalarda Mehmet evli olduğunu söyledi. Ben de ona karşı yalan söyleyemiyordum. Yüzünü görmediğim, hiç tanımadığım bir kişiye, yabancı bir erkeğe ufaktan ufaktan ısınmaya başlamıştım.

Ben de evli olduğumu, ancak kocamla anlaşamadığımı, kişiliklerimizin uyuşmadığını anlattım. O kadar ilgiyle dinliyor ve sorular soruyordu ki bana… Az sonra nasıl olduğunu anlayamadan içimi dökmeye başladım, kocamla anlaşamadığımız için ayrı yataklarda yattığımızı bile söyledim.

Ve bu şekilde tanışmayla başlayan konuşmamız tam üç saatten fazla sürdü. Zamanın nasıl geçtiğinin farkında değildik ikimiz de… Ancak telefonu kapatmak zorundaydım, akşam oluyordu ve kocam gelmek üzereydi. Müsaade isteyip, bu gece fırsat bulursam çağrı atacağımı söyleyip kapattım.

Yemek hazırlarken kocam geldi. Yemek yedik. Bulaşıkları yıkadım. Biraz televizyon seyrettik. Kocam eve her zaman yorgun geldiği için, biraz sonra yatmaya gitti. Benim de beklediğim buydu. Biraz derin uykuya dalmasını bekledim ve Mehmet’e çağrı attım.

Aradı, tekrar konuşmaya başladık.

“Kocan olacak adamla aynı evde nasıl dayanıyorsun yalnızlığa Meltem? İnanamıyorum bir türlü…” diyordu sürekli…

“Ne sen sor, ne ben söyleyeyim.” dedim ama, o sormadan anlatmaya başlamıştım bile… Aylardır kocamla birlikte olmadığımı, yatakta yalnız yatmaktan bunalım geçirdiğimi, genç kızlığımdaki gibi kendimi tatmin ettiğimi…

Konu buradan açıldı ve saatler ilerledikçe konu sekse gelmeye başladı. Bunun farkındaydım, ama kendimi Mehmet’e karşı frenleyemiyordum. Ne olacaksa olsun deyip, kendimi olayın akışına bıraktım ve artık telefonda seks yapmaya başladık. Nasıl olsa birbirimizi tanımıyorduk. İstediğim gibi içimi dökebilir, beni delirten seks açlığımdan bahsedebilirdim ona… O bir yabancı da olsa…

Düpedüz sanal seks yapıyorduk. Mehmet telefonun öbür ucundan bile şehvet akan sesiyle o kadar azdırıcı konuşuyordu ki benimle, sanki telefonda değil de yanımdaydı. Adeta beni telefonda sikiyordu adam… Her konuşmamızda mutlaka orgazm oluyordum. Bana neler yapacağını, hayallerini anlatırken, olmadık pozisyonlarda, olmadık yerlerimde eliyle, diliyle, gözleriyle gezinmelerini canlandırırken beni kendimden geçiriyordu.

Bu şekilde günler günleri, haftalar haftaları, aylar da ayları kovaladı ve aradan altı koca ay geçti. Ama içim dışım tamamen Mehmet olmuştu. Her fırsatta telefonda konuşuyor ve mesajlaşıyor, internette sohbet ediyorduk. Elbette sohbetlerimizin büyük bölümü seks konusunda oluyordu.

“Aşkım…” diye hitap ediyorduk birbirimize… Görmeden, eli elime değmeden aşık olmuştum Mehmet’e… O da aynı şekilde beni sevdiğini, bensiz yapamadığını, benim gibi gece gündüz, her an beni düşündüğünü anlattıkça ben bitiyordum. Hasret kalmıştım böyle şeylere…

Bir gün bana, artık daha fazla dayanamayacağını, yıllık izine ayrılıp, on günlüğüne yanıma gelmek istediğini söyleyince, dünyalar benim oldu. Altı aydan beri telefonda konuşup, sadece internetten tanıdığım sevgilimi sonunda gerçekten görüp tanıyacaktım. Ona dokunabilecektim. Telefonda birbirimize anlattığımız en utanmaz, en müstehcen sahneleri canlı olarak yaşayabilecektik.

Ancak onun otel odalarında kalmasına gönlüm razı olmadı. Aklıma biricik arkadaşım Serpil geldi. Serpil eşinden boşanmış, dul bir kadındı ve tek başına yaşıyordu, Mehmet onun evinde kalabilirdi. Hemen Serpil’i aradım ve durumu anlattım. Serpil bir an bile duraksamadan direkt,

“Canım benim… Elbette gelsin, istediği kadar kalabilir!” dediğinde, sevincim bin kat daha arttı.

Böylelikle ev işini de halletmiştim, hemen Mehmet’i aradım ve Serpil’de istediği kadar kalabileceğini söyledim. O da bu habere çok mutlu oldu. Sabırsızlıkla beklediğim sevgilim bugün gelecekti. Yola çıkarken beni aradı ve

“Dört saat sonra yanındayım aşkım, artık bu hasret bitecek ve on gün boyunca unutamayacağın anlar yaşatacağım sana!” diyordu.

Hemen kocamı aradım ve yalnızlıktan bunaldığımı, on gün kadar Serpil’de kalacağımı söyledim. Kocam her zamanki gibi kaba bir tavırla,

“Umurumda değil, istersen hiç gelme!” dedi. Bu şekilde bir cevap beklediğim için hiç de garipsemedim, zaten formalite icabı aramıştım.

Hemen bir kaç parça giysi aldım yanıma ve uçar adımlarla Serpil’e koştum. Hazırlanmaya başladım, makyajımı yaptım, üzerime dizimin beş parmak üzerine gelen siyah eteğimi ve beyaz gömleğimi giydim,türbanımı yaptım, üzerime ince bir tunik aldım.

Serpil’le birlikte gidecektik Mehmet’i karşılamaya… Serpil de hazırlandı. O da benim kadar güzel ve alımlı olmuştu. Beklenen saat geliyordu, artık aşkımı karşılamaya gidebilirdik. Serpil’le gidip şehir merkezinde bir kafeye girdik. Mehmet gelinceye kadar bir kahve içip heyecanımı dindirmem gerekliydi. Derken telefonum çaldı, sevgilim arıyordu, açtım.

“Ben indim, deniz kenarında bekliyorum!” dedi. Heyecanım hafiften azalmışken yine tavan yaptı,

“Tamam beş dakika içinde oradayız!” dedim ve hemen hesabı ödeyip çıktık ve sevgilimin bizi beklediği yere gittik. Mehmet arkası bize dönük, bankta oturmuş, bir sigara yakmış, denizi seyrediyordu. Heyecandan ölmek üzereydim, ayakta duramıyordum, Serpil bu durumu fark etti ve hemen koluma girdi. Sakin adımlarla arkasından yavaşça yaklaşıp ön tarafına geçtim. Ve final anı…

Mehmet’i görünce nutkum tutuldu, o kadar yakışıklı ki, tarif edemem.

“Merhaba ben Meltem!” der demez hemen ayağa kalktı ve birbirimize sarıldık. Sanki senelerdir tanışıyormuşuz ve uzun zaman sonra tekrar buluşmuşuz gibi birbirimizi bırakamıyorduk. Serpil’in,

“Piişşttt ben de burdayım, beni unuttunuz!” sözüyle ayrıldık ve Serpil’i tanıştırdım. Sonra hiç vakit kaybetmeden atladık Serpil’in arabaya, yola koyulduk.

Bir an önce eve gitmek için sabırsızlanıyorduk. Arabada biraz sohbet ettik. Yarım saat sonra sokağın başına geldiğimizde, bizi beraber görmemeleri için Mehmet’i indirdik. Ben Serpil’le, Mehmet de arkamızdan apartmana girdik. Hep beraber asansöre bindik ve Serpil’in daireye çıktık. O daracık asansörde bile Serpil’e aldırmadan arkamdan sarılıverdi. Mutluluktan uçuyordum.

İçeriye girip, Serpil kapıyı kapatır kapatmaz, hemen sevgilimin üzerine atlayıp,

“Tekrar hoş geldin aşkım!” diyerek dudaklarına yapıştım. Serpil’in yanımızda oluşuna aldırmadan uzun uzun ateşli bir şekilde öpüştük. O kadar arzulu ve tatlı öpüyordu ki, beni kendimden geçirmeye yetmişti. Serpil’in götüme şaplak atmasıyla kendime geldim. Serpil,

“Yeter artık yahu…“ diyerek güldü. “Ayakta birbirinizi bitirdiniz. Mehmet kendi evinde gibi rahat hisset kendini canım, geç istediğin yere otur. Müsaadenizle ben üzerimi değiştireyim…” diyerek odasına gitti.

Biz de salona kanepeye geçip oturduk. Gözlerimizi birbirimizden alamıyorduk. Az önceki ateşli öpüşme beni kendimden geçirmiş ve amım ıslanmıştı. Ama acelemiz yoktu, daha önümüzde tüm gece vardı.

Serpil çok rahat biri olduğu için, dizlerinin üzerinde bir şort ve sıfır kol bir tişörtle geldi. Misafirimize,

“Tekrar hoş geldin!” diyerek karşımıza oturdu. Kısa bir sessizliğin ardından ben Mehmet’e,

“Ya aşkım sormayı unuttum, ne içersin? Soğuk sıcak?” dedim.

Bir bardak meyve suyu istedi. Hemen kalktım, mutfağa gidip hepimize birer bardak meyve suyu koydum ve salona geri geldim. Baktım Serpil ve Mehmet muhabbete başlamışlar konuşuyorlardı. Servisi yaptıktan sonra ben de katıldım muhabbete, konuşmaya devam ettik. Muhabbet koyu olduğundan vaktin nasıl geçtiğini anlamadık. Bu arada karnım acıkmaya başladı. Mehmet’e,

“Aşkım sen acıkmadın mı yaa? Ben acıktım! Sen üzerini değiştir, biz Serpil’le bir şeyler hazırlayalım, yiyelim!” dedim. Mehmet Serpil’e,

“Bir mahsuru yoksa ben bir duş almak istiyorum Serpil, yol beni biraz yordu.” dedi. Serpil,

“Aşk olsun canım yaa, kendi evin gibi rahat ol!” dedi ve biz mutfağa, sevgilim de duşa girdi. Serpil de gerçekten benimkini çok yakışıklı bulmuş ve onun da benim gibi dibi düşmüştü.

Biz mutfakta uğraşırken sevgilim duşunu alıp, üzerinde bir şort ve tişörtle mutfağa yanımıza geldi, bana arkadan sarılarak,

“Kolay gelsin aşkım!” diyerek boynumdan öptü. Benim oramdan çok zevk aldığımı ona daha önce telefonda söylemiştim. Gülerek boynumu kaçırmaya çalıştım. Ürpermiş, haz duymuştum dudaklarının boynuma temasından…

“Sabırsızlanma aşkım, daha önümüzde koskoca on gün var. Biraz bekle, önce yemek yiyelim!” dedim.
Oturduk yemek yedik, biraz daha sohbet ettik. Serpil,

“Arkadaşlar ben yatıyorum, siz ister oturun, ister yatın!” diyerek yanımızdan ayrıldı. Ben de,

“Aşkım sen salona geç, ben masayı toplayıp geliyorum!” dedim. Masayı toparladım, salona geçtim. Serpil elinde nevresim ve bir yastıkla geldi. Üçlü koltuğa sermeye başladı.

“Ne yapıyorsun kız?” dedim.

“Misafiri kanepede yatıracak halim yok ya… Yatak odası sizin… Siz orada yatakta yatarsınız, ben de burada…” dedi. Bütün çabalarımıza rağmen, “İtiraz istemiyorum!” diyerek salonda yatacağını söyledi ve “Artık siz de yatın, çok geç oldu!” dedi. Boynuna sarılıp öptüm canım arkadaşımı,

“Çok teşekkürler canımın içi… Sen bir harikasın…” dedim.

“Öyleyim bir tanem…” dedi gülerek… Kulağıma eğilip fısıldadı, “Meltemciğim… Yatağın yanındaki etajerin çekmecesinde krem, kaydırıcı, prezervatif, ne istersen var. Gerekirse kullanabilirsin.”

Aramızda teklif yoktu ama kaydırıcıdan prezervatiften bahsedince yüzüm kızarıverdi genç bakire kızlar gibi…

“Yok canım, daha neler…” dedim utangaç bir edayla… Güldü,

“Yok canımmış… Sanki içeride körebe oynayacaksınız kahpecik… ”

Bizi gülerek izleyen Mehmet’e elimi uzattım gülümseyerek, elele tutuşup salondan çıktık. Tam biz yatak odasına giderken arkamızdan,

“Fazla ses çıkarmayın ha… Gerçi uyanmam, ama uyanırsam benim de canım ister sonra…!” dedi ve kahkahayı patlattı. Biz de sevgilimle gülüşerek, sarmaş dolaş yatak odasına girdik.

Kapıyı kapatır kapatmaz yine aynı şekilde ayakta öpüşmeye ve yiyişmeye başladık. Ama bu sefer ellerimiz de boş durmuyor, birbirimizin vücudunu keşfediyordu. Bir yandan öpüşüyor, bir yandan birbirimizi soyuyorduk. Kısa sürede ikimiz de çırılçıplak kaldık.

“Çok güzelsin aşkım…” dedi. Gözleri ateş saçarak bana bakıyordu. İstek, şehvet, hayranlık vardı bakışlarında… Beni de yakıp kavuruyordu o bakışlar…

Ben de ona bakıyordum hayran hayran… Kocamın tiksinti veren pis bira göbeğinden sonra onun kaslı, sportmen yapılı bedeni öyle güzel görünüyordu ki kırmızı ışıkta… Kasıklarından yükselerek tavana bakan erkekliği de bir harikaydı doğrusu… Hafif kavisli, kanla dolmuş parmak gibi damarları pembe beyaz gövdesini sarmış, kocaman ve morumsu başıyla çok güzel, yenilip yutulası bir erkeklik organıydı baktığım…

En sonunda sevgilimle yatağa girmenin vakti gelmişti. Avizeyi kapatıp, duvar dibindeki kırmızı spot ışıkları açtım. Serpil zevkine düşkün olduğu için özel yaptırmıştı bunları… İçerisi loş ışıkla tam bir fantezi odası olmuştu.

Hemen yatağa geçtik ve kaldığımız yerden öpüşmeye devam ettik. Mehmet’in üzerine çıkmıştım ve taş gibi olmuş penisini kadınlığıma sürttürüyordum. Onu dudaklarından başlayarak aşağı doğru yalaya yalaya penisine indim ve elime alıp başladım yalamaya… Yarısını bile ağzıma almakta zorlanırken kendimi alıştıra alıştıra daha fazlasını almaya çalışıyordum.

Kısa bir süre sonra 69 olduk. Birbirimizi birer aç kurt gibi yalıyorduk. Amımı o kadar güzel ve profesyonelce yalıyordu ki, bu işi çok iyi biliyordu. Kim bilir, bu güne kadar kaç tane kadınla birlikte olmuştu. Ama artık hiç bir şey umurumda değildi. Artık beraberdik ve bu anın tadını çıkarmalıydık.

Sevgilim amımı ve götümü yalarken, ben de penisini yalıyor, bir yandan da zevkten inliyordum. Daha fazla dayanamadım, kasılarak, titreyerek ve bağıra bağıra boşalmaya başladım. Sevgilim benim boşalacağımı anladığı anda amımın tamamını ağzının içine almış, içine çekiyordu.

Hayatımda ilk defa bu kadar siddetli ve zevk alarak boşaldım. Gerçekten işini çok iyi biliyordu sevgilim. Bütün am sularımı temizlemiş, halen yalamaya devam ediyordu. Ben de onun yarağını yalamaya devam ediyordum, ama onun daha boşalmaya niyeti yoktu.

Üstünden yavaşca doğruldum ve ona doğru döndüm. Elime yarağını alarak vıcık vıcık amıma sokmaya başladım. Amım ne kadar ıslak da olsa, yarağı büyük olduğu için almam kolay olmuyordu. Alıştıra alıştıra yavaşça üzerine oturuyordum. Biraz canım yanıyordu, ama aldığım zevk acıyı biraz olsun bastırıyordu. Acı ve zevki beraber yaşamak çok güzel bir duyguydu.

“Ohhh… Çok güzel aşkım… Öyle özlemişim ki bu duyguyu…” diye inledim.

“Sen de güzelsin bebeğim…” diyerek nefesini koyuverdi. “Ohh… Daracıksın… Amcığın öyle zevk veriyor ki, anlatamam sana… Eldiven gibi sardı, sıkıyor yarrağımı… Çok güzel… Harika…”

“Terbiyesiz…” diyerek gülmeye çalıştım. “Utanmaz adam seni… Ben evli bir kadınım, ayıp…” Gözlerinin içi gülüyordu bana bakarken,

“Evet canım… Sen evli bir kadınsın ve ben evli bir kadının amına koyuyorum. Bu gece kocandan yemediğin kadar yarak yiyeceksin.”

Amcığım yarrağına zevk veriyormuş… Aylarca telefonda birbirimize tekrarladığımız, tahrik ettiğimiz bu ayıp sözleri şimdi canlı olarak, sevişirken söylüyorduk. Sünepe kocamdan hiç duymadığım bu saldırgan ve müstehcen laflar beni daha da delirtiyor, zevkimi arttırıyordu.

Artık aletinin yarısından fazlası girmiş ve kalanı halen amımın duvarlarını zorlaya zorlaya giriyordu. Bir yandan içime alırken, bir yandan da ufak ufak hareketlerle oturup kalkıyordum. Zevkten ölmek üzereydim, çığlık atmamak için alt dudağımı ısırıyordum.

Sonunda tamamı içimdeydi artık. Kısa bir süre hareketsiz kaldıktan sonra hafif tempoyla oturup kalkmaya devam ettim. Sonra da hızlanmaya başladım. Duyduğum acı yerini tamamen zevke bırakmış, ikimiz de bulutların
üzerinde uçuyorduk.

Bu pozisyonda bir süre sikiştikten sonra artık üstte durmaktan yoruldum ve sevgilimle yer değiştirdik. Ben sırtüstü
yattım, sevgilim bacaklarımı omuzuna aldı ve bir seferde amıma geçirdi. Elimde olmadan öyle bir bağırdım ki, salonda
yatan Serpil mutlaka duymuştur.

Bu pozisyonda sevgilimin hareketleri daha da sertleşmeye başladı. Amımı hızlı hızlı sikerken, göğüslerimi de yoğuruyordu. Yaklaşık on dakika da bu şekilde siktikten sonra iyice hızlanmaya, kasıklarımız çarpışmaya başladı. Artık sonunda boşalacaktı.

“Geliyorum aşkım… Ahhh…” diyerek boynuma kapandı. “Çıkayım mı?”

“Hayır… Hayır… Hap aldım. Devam et… İçime boşal…” diye inleyerek boynuna sarıldım.

Yine de kendini kontrol etmesini çok iyi biliyordu. Ben de gelmek üzereydim, biraz yavaşlayarak beni bekledi. Az sonra ikimiz de inleyerek aynı anda boşaldık. Sevgilim döllerini amımın içine akıttı ve yarağı amımın içindeyken üzerime uzandı kaldı. Ter su içinde kalmıştık.

Bir süre üzerimde yattıktan sonra kalktı. Ben de hemen amıma bir peçete koydum, dölleri her yere akmasın diye ve doğru banyonun yolunu tuttum. Peşimden sevgilim de geldi ve bana banyoda arkadan sarılarak teşekkür etti. Ben de ona daha bunun bir başlangıç olduğunu söyleyince, ikimiz de gülüştük.

Bu arada sesimize Serpil uyanmış, uyku sersemi kalkmış, sesimize doğru gelmişti. Serpil banyoda bizi o şekilde çıplak görünce, üçümüz de afallamıştık. Serpil özür dileyerek salona döndü. Biz de temizlenip hemen tekrar yatak odasına geçtik, birbirimize sarılarak birer sigara yaktık.

Tabi altı ayın seks hasreti hemen öyle bir kerede bitmez. Uzun zamandan beri yarak yüzü görmüyordum zaten ve Mehmet’le tanıştığımızdan beri kendimi parmaklamaktan bıkmış durumdaydım. Artık bu gecenin tadını dibine kadar çıkarmamın zamanı gelmişti.

Sigaralarımız bitti ve yine öpüşmeye başladık. Bu sefer yine sevgilim benim üstüme çıktı ve dudaklarımdam kulak memelerime, oradan boynuma aşağı yalayarak göğüslerime indi ve göğüslerimin uçlarını dişleyerek emmeye başladı.

Bu arada elleri boş durmuyor, ıslanan amıma iki parmağını sokup çıkartıyordu. Göbeğimi yalaya yalaya amıma indi. Bacaklarımı iyice açtırdı, bir yandan klitorisimi emiyor, bir yandan da parmaklarını sert bir şekilde amıma sokuyordu.

Artık inlemelerim bağırışlara dönüşmüştü. Serpil’in içeride oluşuna aldırış etmeden çılgınlar gibi sevişiyorduk. Bir süre daha bu şekilde beni parmakladıktan sonra daha fazla dayanamadım ve tekrar kasılarak boşalmaya başladım. Sevgilim dur durak bilmeden beni zevkin doruklarına çıkarıyordu.

Ben orgazm kasılmaları yaşarken parmağı götümün deliğine girip çıkmaya başlayınca iyice delirdim. Kalçalarım inip kalkıyor, deyim yerindeyse yatağı dövüyordu. Büzüğüm açılıp kapanıyor, parmağının ucu her kasılmada biraz daha derine giriyordu. O koca yarağı bu sefer götümde istiyordum.

“Götümü sik aşkım, orospun yap beni! Telefonlarda anlattığın gibi yap, götümü sik benim…” demeye başladım. Gerçekten de ağzımdan istem dışı çıkmış kelimelerdi bunlar… Mehmet benim bu şekilde konuştuğumu duyduktan sonra, sanki benden bu kelimelerin çıkmasını beklermiş gibi, o da başladı,

“Sikeceğim tabi amına soktuğumun orospusu! Amını da sikeceğim götünü de! Bundan sonra benim orospum olacaksın!” gibi argo kelimeler kullanmaya başladı. Bu şekilde küfürlü konuşması o kadar çok hoşuma gitti ki, aldığım zevk bir kat daha arttı.

Serpil’in daha önce çekmecede kayganlaştırıcı krem olduğunu ve kullanabileceğimi söylemesi geldi aklıma… Çekmeceyi açtım, kayganlaştırıcı kremi aldım. Mehmet’e verdim ve önüne dört ayak domaldım. Kayganlaştırıcıyı okşaya okşaya götüme bolca sürüp, başparmağını sokmaya başladı. Ben de,

“Hadi aşkım yarağını sok götüme, götümden sik beni, parçala götümü!” diyerek onu gaza getiriyordum.

Bir süre sonra başparmağını götümden çıkardı ve iki parmağını soktu götüme… Derken götümdeki parmak sayısı üç oldu. Parmaklarını götüme deli gibi sokup çıkarıyordu. Bu arada götüm de iyice kıvama gelmişti,

“Yeter aşkım, yarağını götümde hissetmek istiyorum!” dedim.

Mehmet daha fazla dayanamayarak yarağının kafasını da biraz yağlayıp, amımın dudakları arasından kaydırarak yavaşca götümün ağzına getirdi. Kendimi kasmamam gerektiğini, kasarsam daha çok acıyacağını söyleyerek beni motive ediyordu.

Yavaş yavaş, milim milim götüme girmeye başladığında, ben zevkten kudurmak üzereydim. Kendimi ne kadar sıkmamaya çalışsam da, kocam götümü anca üç beş defa sikmiştir. Penisi Mehmet’in yarağından çok daha ufak olduğundan kendimi az da olsa kasıyordum.

En sonunda sevgilimin güzel erkekliğinin tamamı götümdeydi. Yavaş hareketlerle, beni incitmekten korkarcasına gidip geliyordu. Bir zaman sonra giriş çıkışlarından zevk almaya başlayınca, ben de götümü yarağına bastırıyor, köküne kadar girmesine yardımcı oluyordum.

Mehmet kendinden geçmiş, bana küfürler yağdırırken, ben de ona küfürlerle karşılık veriyordum. Mehmet hızlı hızlı götüme pompalarken, bir eliyle de amımı okşuyor ve zevk almamı, aldığım zevkin daha da artmasını sağlıyordu.

Götümü yaklaşık yarım saat siktikten sonra içime boşaldı. Yarağını götümden çıkardığında hemen döndüm yarağını ağzıma aldım, yarağında kalan dölleri bir güzel emip yuttum.

Biraz dinlenip, birer sigara içtikten sonra Mehmet beni kucaklayıp doğru banyoya götürdü. Birlikte duş aldık çıktık, üzerimizi giymeden yatağa girdik, birbirimize sarılıp oynaştık. Gözlerimiz kapandığında gün ağarmak üzereydi.

Bir ara gözlerimi açtığımda saat öğleden sonra olmuştu. Açlıktan karnım zil çalıyordu. Kalktım, sütyen ve külot giydim ve odadan çıktım. Yürümekte zorluk çekiyordum. Salondan sesler geliyordu. Baktım Serpil televizyon seyrediyordu. Beni görür görmez gülerek,

“Tünaydın kız orospu… Gece ne azgındınız öyle? Hem kendiniz uyumadınız, hem beni uyutmadınız! Sabaha kadar sizin sikişmelerinizi dinledim!” dedi.

“Bundan sonra biraz daha az ses çıkartırız! Ay ne yapayım Serpil… Kızım ne yapayım? Aşkımın kocaman bir yarağı var. Kocamınkinden sonra bunu almak zor oluyor!” dedim. Serpil yine gülerek,

“Valla gece sizin sesinizi duyduktan sonra çok canım çekti… Neredeyse yanınıza gelecektim, kendimi zor tuttum!” dedi. Bir kahkaha patlattım,

“Gelseydin ya kız, grup yapardık! Madem canın çekti, neden gelmedin kızım? Valla bana uyardı!” dedim ve beraber
gülmeye başladık.

“İlk gece sizi rahat bırakmak istedim.“ dedi. Sonra da soran gözlerle baktı bana… “Sen gerçekten böyle mi düşünüyorsun Meltem?”

“Neden olmasın Serpil? Sen olmasan ben bu mutluluğu nasıl yaşayacaktım? Ben de, Mehmet de… İkimiz de sana borçluyuz. Sen benim canımsın, canım… Seninle lokmamı, erkeğimi bile paylaşırım ben…”

“Peki, biz bu şekilde konuşuyoruz da, bakalım Mehmet isteyecek mi beni?”

“Orası kolay kızım… Sen biraz sonra şöyle bir yarım saatliğine falan dışarı çık. Ben Mehmet’in ağzını ararım, seni nasıl bulduğunu falan sorarım. Duruma göre hareket ederiz, ayarlarız bir şeyler!”

“Tamam canım… Ben de zaten markete gidecektim!” dedi.

Ben mutfağa gidip yiyecek bir şeyler hazırladım, sonra da üzerimi giyinip Mehmet’i uyandırdım, birlikte atıştırmak için… Serpil yanımıza geldi ve

“Mehmet, ben markete gidiyorum, bir ihtiyacın var mı?” diye sordu. Bizimki de,

“Ya sigaram bitti, hem senin için bir mahsuru yoksa bira da alır mısın?” dedi. Serpil, “Tamam!” deyip çıktı. Ben de kucağına oturup sarıldım. Bir yandan öpüşüp koklaşırken, bir yandan bizimkinin ağzını aramaya başladım,

“Eee aşkım, Serpil’i nasıl buluyorsun? Güzel kız değil mi?” dedim.

“Valla aşkım böyle bir arkadaşın olduğu için çok şanslısın! Çok iyi, temiz kalpli, gerçekten güzel ve alımlı bir kız!” dedi. Benim kıskanç olmadığımı, Serpil’i de çok sevdiğimi bildiği için bu şekilde her şeyi rahat rahat konuşabiliyordu.

“Biliyor musun, bütün gece sesimizden uyuyamamış!” deyince,

“Hadi be… Desene daha ilk geceden rahatsız ettik kızı!” dedi.

“Yok aşkım, rahatsız olmamış da…”

“Uyuyamamış dedin ya bebeğim…”

“Sadece seslerimizi duyunca canı çok istemiş! Aşkım, mesela biz sevişirken yanımıza gelse, bizimle sevişmek istese, o anda ne yaparsın?”

“Valla nerden bileyim aşkım… Seninle telefonda altı aydan beri konuşuyoruz. Senin huyunu suyunu biliyorum, ama Serpil’i daha dün gece tanıdım. Bilmem ki nasıl olur? Ayrıca bu sana karşı yanlış bir hareket olmaz mı?” dedi. Gerçekten sevgilimin bu cevabını takdir ettim, öpücüklere boğdum.

“Valla bana uyar aşkım. Ona da aynısını söyledim. Mutluluğumuzu Serpil’e borçluyuz. Bize evini açtı… Yatağını verdi. Eğer sen de istersen, Serpil’i de aramıza alalım!” dedim.

“Sen bilirsin aşkım!” diyerek topu bana attı.

“Serpil gelmek üzeredir, sen salona geç, ben bulaşıkları makinaya atıp geliyorum!” dedim.

Az sonra Serpil marketten döndü, biraz sebze meyve almış, birkaç tane bira, bir karton da sigara almış. Sigarayı ve
biraları salonda oturan Mehmet’e verdi, sebze meyvelerle mutfağa yanıma geldi. Bana göz kırparak,

“Ne oldu? Ağzını aradın mı? Ne diyor?” diye sordu. Ben de gülerek,

“Hadi iyisin orospu, o iş tamam!” dedim.

“Ben o zaman üzerimi değiştireyim! Gel bana yardımcı ol kız, ne giyeyim?”

Birlikte yatak odasına gittik, Serpil dolaptan iç çamaşırlarını çıkardı bana gösterdi.

“Pembe tanga külot takımını giy!” dedim. Hemen benim yanımda çırılçıplak soyunup, söylediğim takımı giydi. Üzerine de kısa bir etek ve bol bir askılı giydiğinde, gerçekten çok seksi olmuştu. Götüne bir şaplak atıp,

“Seni azgın orospu seni… Tam sikilmelik oldun!” dedim, gülüştük. Mutfağa gidip meyve tabağı ve çerezleri ayarladık, salona geçtik. Bizimki Serpil’i görünce,

“Oooo, bu ne Serpil yaa? Özel bir gün mü bugün?” dedi. Serpil de,

“Hayır canım, senin için giyindim!” dedi, oturdu.

“Ben de üzerimi değiştirip geleyim bari…” dedim. Şimdi hazırlanma sırası bendeydi. İçeri geçtim, Serpil’in iç çamaşırlarından bir tane tanga takım da kendime seçtim, giydim. Üzerine de sadece çok kısa ve bol bir şort giydim, şort ve sutyenle salona çıktım. Bizimkiler biraları açmışlar içmeye başlamışlardı bile. Beni o şekil gören Serpil,

“Bu ne kız, üzerini giymeyi unutmuşsun!” deyip güldü.

“Yok kızım, unutmadım. Hava zaten sıcak, evde de bir sevgilim, bir sen varsın, sizden mi utanacağım?” dedim ve oturdum. Hemen bir bira da bana açıp verdiler. Üçümüz birlikte hem içiyor, hem sohbet, muhabbet, gırgır yapıyorduk. Derken Serpil hafif hafif amını götünü bizimkine sergilemeye başladı. Ben Serpil’e göz kırparak,

“Bu ne kızım? Amın götün meydanda, kıçında etek var mı yok mu belli değil… Bari üzerindekileri çıkar da rahat et!” dedim. Serpil de,

“Tamam hayatım, seni mi kıracağım!” diyerek eteğini ve askılıyı çıkardı.

Bizimkinin gözleri fal taşı gibi açıldı. Önüne baktım, yarrağı çoktan çadırı kurmuştu. Ben rahat durur muyum, hemen kalktım. Ben de şortumu sutyenimi çıkardım ve bizimkinin kucağına bıraktım kendimi, dudaklarına ateşli bir öpücük kondurdum ve yarağını avuçlayarak,

“Yarağın taş gibi olmuş aşkım, yoksa Serpil’le sevişmek mi istiyorsun?” dedim. Mehmet de,

“Sadece Serpil’le değil, ikinizle de istiyorum!” dedi ve film orada koptu. Serpil hemen geldi ve yapıştı bizimkinin dudaklarına. Bir Serpil öpüyor, bir ben, deliler gibi öpüşüyoruz. Mehmet’in de bir eli Serpil’in amında, bir eli benim amımdaydı.

Oradan kalktık yatak odasına geçtik. Mehmet sırt üstü uzandı yatağa. Serpil’le birlikte üzerimizde kalanları da soyunup, Mehmet’in şortunu çıkardık, birimiz yarağını birimiz taşaklarını yalıyoruz. Serpil hemen bizimkine amını döndü ve onlar 69 oldular.

Mehmet Serpil’in amını yalarken beni de ihmal etmiyor, hem amımı hem götümü parmaklıyordu. Üç kişi grup daha harika oluyormuş. Birbirlerini yaladıktan sonra Serpil hemen yatağa uzandı ve bacaklarını açtı,

“Hadi erkeğim gir içime!” demeye başladı. Ben de,

“Hadi aşkım sik şu orospuyu da aklı başına gelsin! Amını götünü sik parçala orospunun!” dedim.

Mehmet Serpil’in bacak arasında yerini aldı ve yarağını bana biraz yalattıktan sonra bir kaç hamlede Serpil’in amına kökledi. Serpil kaçmaya çalışıyor, ama bizimki tutmuş bir kere, bırakır mı, seri bir şekilde sikmeye başladı. Serpil çığlık üstüne çığlık atıyor, ama dinleyen kim! Kısa bir süre sonra Serpil,

“Hadi aşkım, kökle, hızlı hızlı sik, parçala her yerimi, bu amım da götüm de feda olsun sana!” demeye başladı.

Serpil Mehmet’e bunları söylerken, bir eli de benim bacaklarımda dolaşıyordu. Birden bacağımdan tuttu, beni kendine doğru çekip,

“Gel kız, amını yalamak istiyorum senin!” dedi. Serpil’in bu isteği ilk baştan tuhaf geldi bana, daha önce hiç böyle bir yaklaşımda bulunmamıştı. Mehmet de,

“Yalayın birbirinizi orospular!” deyince, amım Serpil’in ağzına gelecek şekilde çıktım üstüne ve Serpil yalamaya başladı. Aman Tanrım, bu ne güzel bir şeydi, daha ilk dil darbesinde beni uçurmaya yetti. Mehmet Serpil’in amından çıkıp benim götüme girmeye başladı. Dün gecekinden daha rahat ve
zorlanmadan almıştım.

Mehmet beni götümden sikerken, Serpil’in ve benim dudaklar birleşmiş, lezbiyenler gibi birbirimizi somurup duruyorduk. Mehmet daha fazla dayanamayıp götümün içine patladı.

Yatakta uzanmış, biz sigara içerken, Serpil daha doymamış olmalı ki, Mehmet’in inik yarağını ağzına almış, kaldırmaya çalışıyordu. Tabi bu arada bir eli de benim amımdaydı.

Serpil en sonunda emeline kavuştu, Mehmet’in yarağını kaldırdı ve yarağın kafasına bolca tükürüp, hemen üstüne oturdu ve zıplamaya başladı. Az önce amına ilk kez alırken bağıran Serpil, şimdi zevk çığlıkları atıyordu. Biraz sonra Mehmet bunu üstünden kaldırıp önüne domalttı.

Şimdi götten sikilme sırası Serpil’deydi. Serpil götten sikileceğini anlayınca çekmeceden kaydırıcı kremi çıkartıp
verdi bana, ben de kremi götüne güzelce yedire yedire sürdüm. Aşkım yarağını Serpil’in göt deliğine dayadı, hafif bastırıp çekiyor, fakat sokmuyordu. Serpil yalvarmaya başladı,

“Hadi daha fazla delirtme beni, sok şunu götüme, sik parçala götümü!” diye. Aşkım da yavaşça sokmaya başladı. Soktukça Serpil inliyor, çığlıklar atıyordu. Sonunda hepsini götüne almayı başardı…

Sevgilim buraya tatile gelmişti, ama onu daha çok yoruyorduk. On gün boyunca, üçümüz birlikte yedik içtik, dinlendik ve sikiştik.

Ve ayrılık vakti geldi, aşkım memleketine geri döndü. Ama biz Serpil’le karar vermiştik, aşkımı buraya alacaktık. Burada ona bir iş ayarladık ve tekrar çağırdık.

Mehmet karısından boşanıp geldi. Şu anda burada özel kişilerin koruması olarak, düzgün bir maaşla çalışıyor. Ben de kocamdan boşandım ve üçümüz Serpil’in evinde yaşamaya başladık.

Mehmet en sonunda bana evlenme teklifi yaptı. Çünkü yeni kayınvalidem torun sevmek istiyormuş.

Mehmet’le evlendim ve şu anda 7 aylık hamileyim. Karnımın iyice büyüdüğü bu günlerde ben sikişemiyorum, ama kocam, ben ve Serpil çok mutluyuz.

En azından gözüm arkada kalmıyor, acaba başka kadınlara gidiyor mu diye düşünmüyorum. Nasılsa evde her daim emrine amade Serpil var. Hem başka kadınlara gidiyorsa da yarağı sağ olsun, kocama tüm amlar feda olsun!

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın